Bir Çanakkale Şehidi ve Geride Bıraktıkları

“İnsan büyür beşikte mezarda yatmak için…
Kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için…”

(H.N. ATSIZ)

kazım aileYüzbaşı Kazım;  Çankırı Araştırmaları Merkezi Arşivi’nde tanıdığım, ismi bilinmeyen sayısız kahramanlardan sadece bir tanesiydi. Bir fotoğraf karesi olmuştu bizi tanıştıran. Bir kız, birde erkek evlat sahibi olduğu anlaşılıyordu fotoğraftan.

Fotoğrafın arkasındaki fondan bir fotoğrafçı dükkanında çekilmiş olduğunu anlamak hiçte zor değildi. Yüzbaşı Kazım anlaşılan bir hatıra bırakmak istemişti evlatlarına. Onlardan ayrı kaldığı zamanlarda, ve onlardan ayrı olduğu mekanlarda, onları yanında hissedebilmek için çektirmiş de olabilirdi bu fotoğrafı. Çocukları onun için hayattaki en büyük servetti. Oğlunun subay olmasını arzu ediyordu belki de. Tıpkı kendisi gibi. Kızının da okumasını istemekteydi. Fotoğrafta gördüklerim bakımlı ve birbirinden güzel iki evlattı. İyice meraklanmıştım. Yüzbaşı Kazım kimdi? İlk gördüğüm fotoğrafın yanında duran diğer fotoğraflar ilişti gözüme.

kazımVesikalık şeklinde bir fotoğraftı, ona baktım uzun uzun üniformasının sol omzunda bir not dikkatimi çekti. “Binbaşı Kazım Çanakkale’de şehit yazıyordu. Latin harfleri ile yazıldığına göre sonradan onu tanıyan birileri unutmamak için yazmışlardı bu notu. Arkasından eski Türkçe bir mektup vardı Yüzbaşı Kazım’a ait. Mektupta yazılanları okudum sonra. Okudukça tanımaya, tanıdıkça daha da yakınlaşmaya başladım Yüzbaşı Kazım’a. İnsanları en iyi tanımanın yolu mektuplarını okumak belki de. Duygular kalemin mürekkebiyle birlikte akabiliyor bazen kağıda.

Evet evet, Yüzbaşı Kazım’ı, yine onun kaleminden tanıyordum. Satırlara karışmış hislerini anlayabiliyordum. Okudukça daha önce fotoğraflara bakarken hissettiklerimin büyük bir kısmının doğru olduğunu görüyordum.

18-19 Mart 1915 tarihli mektupta şunlar yazıyordu.
mektup 2

Sevgili kardeşim,

Ben vatan ve millet uğrunda bana düşen vazifeyi ifa ettim. Artık gerisini size terk ediyorum. Ben cümlenize hakkımı helâl ettim, tabiidir ki siz de helâl edersiniz. Hemşiremin, Ziyâ’nın kemali hasretle gözlerinden öperim. Muhterem amcamın ellerinden öperek dualarını her zaman beklerim. Çoluk çocuğumu evvel Cenabı Hakk’a, sonra vatan ve millete ve sizlere emanet ederim. Sevgili valideme, aileme, çocuklara güzel bakınız. Tahsillerine himmet ediniz. Maaşlarının tahsisi, icabeden muamelenin ifası için arkadaşlardan alayımızın tabur kâtibi ve aynı zamanda alay naibi bulunan Hasan Efendi’ye yazdım. Bulunduğum fırkanın kumandanı Miralay Remzi Bey’dir. Alay Kumandanı Binbaşı Halil Bey’dir.Bu isimler size lâzım olursa kendileriyle muhabere edersiniz. Binbaşımız Şevki Bey de benim gibi tehlikede bulunduğu için sağ kalırsa ona da müracaat edersiniz. Kolordu kumandanımız malum olduğu üzere Esat Paşa Hazretleridir. Hayvanım hakkında lâzım gelen muamele için de kâtip efendiye yazdım. Oradaki hakkımı da çocuklarım için ararsınız. Sana çok rica ederim, efradı ailemi, validemi, hiçbir vakit üzme. Daima rıfk ile muamele et. Bana acımasınlar. Ben mukaddes vatan vazifem uğrunda terki can ettim, bahtiyarım. Cenabı Hak sizleri de bahtiyar buyursun. Baki cümlenizi Cenabı Hakka emanet ederim sevgili kardeşim.

Yüzbaşı Kazım şehit olmadan önce yazmıştı tüm bu satırları, satırlarından bir kararlılık, şehit olabilmek için duyduğu özlem anlaşılabiliyordu. Şehadet öncesi tek aklına takılan çocukları ve onların gelecekleriydi. Belki de bu mektubu siperde düşman beklediği bir akşam yazmıştı. Yazmadan önce cebinden çıkardığı yukarıdaki fotoğrafı uzunca seyredip, evlatlarının her birini fotoğraftan öptükten sonra onları emin ellere emanet edip son vazifesini yerine getirmek istiyordu. Mektuptan anlaşılanda bundan farksızdı. Evlatlarının geleceği hakkında yapılması gerekenleri tek tek sıralayan devir teslim yazısına benziyordu, Yüzbaşı Kazım’ın mektubu.

Mektubun gelişinin ardından 20-25 gün sonrasına ait, başka bir yazı daha ilişti gözüme.
mektup 1Gelen belge:

“Kabataş’ta Mukime Zehra Hanıma” diyerek başlıyordu. Şöyle devam ediyordu yazılanlar.
“Alay 21, Tabur 1, Bölük 1 zevceniz Yüzbaşı Kazım Efendi bin Hüseyin 14 Nisan 1331 (14 Nisan 1915) Seddülbahir Muharebesinde, bir Osmanlı askerine yakışan kahramanlık ve fedakarlıkla şehit oldu. Dini Celili İslam’ın ve mukaddes vatanın müdafaası uğrunda hayatını feda edenlerin arkalarında bıraktıklarına düşen yeis (ümitsizlik) ve fütur (bezginlik) değil, Fahr (şeref, onur) ü sürurdur. Bütün arkadaşları gibi merhumunda kıymetli hatırası yalnız sizin değil, daha büyük ailesi olan ordunun kalbinde ebediyen saklı kalacağına ve intikamının düşmanlarımızdan alınacağına emin ve bununla müteselli olunuz. Muhterem şehidin bütün yakınları ve sevenleri için Allah’tan ecir ve sabır tazarru ederek, beyanı hürmet eylerim.”

Başkumandan Vekili Enver

349 (1)Yüzbaşı Kazım 26 gün önce ailesine yazdığı son mektupta hissedebilmişti şehadetin nefesini. Çocuklarını emanet edişi de bundandı elbet. Başkumandan vekili Enver Paşa’nın Kazım Bey’in eşine gönderdiği bu mektup, Yüzbaşı Kazım’ın şehitlikle kucaklaştığını gösteriyordu. Şehit Yüzbaşı Kazım Efendi’den geride kalanlar yukarıdaki birkaç fotoğraf ve ailesine gönderdiği son mektubuydu. 21. Yüzyılda Yüzbaşı Kazım’ların torunları ve Çanakkale’de yatan kahramanların evlatları, onların kahramanlığını onlardan kalan bu asil mektuplardan öğrenecekti, görecekti.

Kaynak: Erhan Metin, Sözün Bittiği Yer: Çanakkale,Mart 2008, s. 107-108-109-110

Bu yazı ile ilgili yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>