sikis, sex izle, hd porno, porno izle, mobil porno, hd porno, erotik film, turkce porno, sikis izle, izmir escort, gaziantep escort, izmir escort, porno
Türkiye’de Öğretmen Yetiştirme ve Öğretmen Mülakatları | Türk Divanı

Türkiye’de Öğretmen Yetiştirme ve Öğretmen Mülakatları

 ogretmenYrd. Doç. Dr. Erhan METİN

e-posta: erhanmetin18@hotmail.com

Öğretmen yetiştirme bir ülkenin ilerlemesi ve gelişmesini sağlamanın anahtarıdır. Çünkü yetiştirdiğiniz öğretmenleriniz gelecek Türkiye’yi inşa eder. Bu nedenle gelecek Türkiye’yi nasıl görmek istiyorsanız öğretmenlerinizi de ona göre programlamanız gerekir. Eğer amaç sorgulayan, araştıran, bilgiyi bulunca heyecanlanan bir kuşak yetiştirmekse, yetiştirdiğiniz öğretmenlerinde sorgulayan, araştıran ve heyecan duyan kimseler olarak yetiştirilmesi gerekir. Türkiye gibi genç nüfusa sahip bir ülkede, öğretmenin önemi bir kat daha artar. Bu nedenle öğretmenlik mesleği; özel ihtisas gerektiren, insani özellikleri (sevgi, saygı, yardımsever, kapsayıcı, fedakâr, vefalı, sorgulayan, düşünen, adil, muhakeme yapan vb.) tam anlamıyla üzerinde bulunduran, değer ve bilgi birikiminin yanında insan ilişkilerinde rol model özelliğine sahip bir uzmanlık alanı olarak karşımıza çıkar. Kabul edileceği üzere bu üstün meziyetleri bulunduran kimselerin ise her ortamda yetişebileceği kesinlikle düşünülemez. İşte tam burada, öğretmenlerin yetiştirildiği kurumlar ve buradan mezun olan öğretmen adaylarının niteliğine dair bir takım sorular belirir akıllarda.

Öyle ki bundan önce sorgulamadan, ölçmeden, biçmeden yapılan; öğretmen yetiştirme politikalarının sıkıntısını halen yaşamaktayız. Niçin? Çünkü öğretmen yetiştirme işini millet olarak hep basite aldık. Üniversite okuyan her gencimize hiç bir şey olamasa öğretmen olur mantığıyla baktık. Bu bakış hem öğretmenlik mesleğinin itibarını hem de kalitesini düşürdü. Bir öğretmenin kız istemesini bile fıkralarla sunduk millete. Böyle olunca Öğretmen kalitesi düşmeye dolaylı olarak da yetiştirdiğimiz kuşakların hayal ve hedefleri küçülmeye başladı. Öğretmeni idealist olmayan ulusların büyük hedefleri olmaz, olamaz. Büyük hedefleri olan uluslar ancak hayalleri büyük olan öğretmenlerce inşa edilebilirler.

Öğretmen yetiştirme süreci bizde maalesef bir uzmanlık alanı olarak değil; yakın geçmişte her dört yıllık fakülte bitiren kimselerin atamasının yapıldığı bir meslek haline getirilmiştir. Yakın geçmişte maalesef veteriner hekimlerden ziraat mühendislerine kadar hemen herkes  öğretmen yapılmıştır bu ülkede. Bir televizyon programında, köye yeni gelen ilkokul öğretmenlerinden memnuniyeti sorulan yaşlı amcamızın ziraat mühendisliğinden devşirilmiş öğretmenlerini kastederek “…çocuklar için bilemeyonda ağaçlarımız için iyi oldu.” şeklindeki trajikomik değerlendirmesi bugün halen ezberimdedir. Bir ağaç kadar değeri yok mudur bu memleketin çocuklarının?.  Geçmişte bilgi, mesleki tecrübe, formasyon ve insani ölçütlere bakılmaksızın yapılmıştır her şey. Amaç sınıfta verilen eğitimin niteliği değil; dersin boş geçmemesi, çocukların başında birilerinin bulunması olmuştur.

Öğretmenliği yaşam biçimi olarak kabul eden gençlerin yetiştirilmesi ve öğretmenlik mesleğinin sevdirilmesi için açılan öğretmen liseleri de yine çok yakın geçmişte kapatılmıştır. Sonuç? Sonuç ortada değil midir? Özel okullar, dershaneler, etüt merkezleri bugün eğitim sisteminden hoşnut olmayan insanların çocuklarıyla dolmuştur. İnsanlar ücretsiz hizmet veren devlet okullarını bırakıp, üstüne üstlük paralar vererek bu özel eğitim kurumlarına çocuklarını kaydettirmiştir. Sebep? İzlenilen yanlış eğitim politikaları. Bu aziz millet öğretmen maaşlarının düşüklüğü nedeniyle maaş bodrolarını yakan öğretmenlere hitaben kameralar önünde “değil bordrolarını, kendilerini de yaksalar para yok.” diyen milli eğitim bakanlarını bile görmüştür yakın geçmişte. “Şu öğrencilerle öğretmenler olmasa maarif ne güzel idare edilir” diyenleri ise henüz unutmuş değildir. Bu kötü örneklerin yanında eğitim tarihine kötü geçmek kadar iyi geçmek isteyen maarif yöneticileri de yok değildir aslında. Elbette bu kimseler, bakanından müdürüne, müdüründen şefine kadar eksiklerini kabul edip, tamamlamaya gayret ve özen göstererek başlamalıdır görevlerine. Eğitim ben bilirim, ben yaptım oldu sloganları ile yapılamaz. Değişen dünyada eğitim teknolojilerinden yöntemlerine her şeyin her an değiştiği unutulmamalıdır. Bu değişim süreci fark edilip devlet okullarında görev alan veya alacak olan öğretmenler yeterli donanıma sahip, mesleğine aşık kimselere dönüştürülebilirse işte o zaman eğitim kurumları istenilen ürünü verebilecektir. Devlet, iyiyi bulmaya ve iyi olanı daha iyi hale getirmeye endekslemelidir kendini. Eğitim alanındaki eksiklerini, yanlışlarını tespit etmeye, tespitlerini ise gidermeye çalışmalıdır.

teachingEğitim; üzerinde çok iyi planlama gerektiren bir alandır. Bu nedenle eğitim her zaman, siyasete kurban edilemeyecek bir faaliyet alanı olarak görülmelidir. Zira plansız eğitimin bir sonucu olarak işsiz kalan eğitimli nüfus, her ülke için en büyük sorundur. Eğitimli insanlar atıl bırakılarak küstürülmemeli, bunalımlı işsizler ordusuna dönüştürülmemelidir. Yıllarını eğitime vermiş insanlara başka işler göstermek onlarla alay etmek, dalga geçmek olacaktır. Subliminal olarak “yıllarınız boşa gitti” mesajıdır bu. Her şeyin telafisi mümkün olabilir fakat idealist bir eğitimci için atıl olarak geçen ömrün telafisi mümkün değildir. Eğitimli işsizlerin atıl bırakılması aynı zamanda yetiştirdiğiniz beyin gücünün emperyalizme kurban edilmesi anlamına gelir. Emperyalizmle mücadele ancak teknolojik ve bilimsel üretimle gerçekleşebilir. Bilginin asıl güç olduğunu unutup gücü direkt olarak sermayeden beklemek, ekonomik dalgalanmalara ve tehditlere açık hale gelmek demektir. Bu nedenle bilgi; küresel güç olma yolunda ilerleyen ulus devletlerin hep lokomotifi olmuştur. Cehaletin itibar gördüğü bir Dünya’da barış hüküm süremez. Teknolojik ilerlemenin, sosyo-ekonomik huzur ve refahın hüküm sürmesinin temel unsurlarından biri de yine öğretmendir.

Öğretmen alımlarında merkezi sınavdan yüksek puan alan fakat insan ilişkilerinden, öğretmenlik mesleğinin taşıması gereken birçok özellikten yoksun adayların öğretmen olarak atandığına şahit olduk geçmişte. Öğrencisine tacizde, şiddette bulunanlar, yeni doğmuş bebeğini ölüme terk edip tatile giden öğretmen tipleri ve dahi okul için topladığı yardım paralarını zimmetine geçiren öğretmenleri bile gördük. Maalesef öğretmenlik mesleğinin ilkelerini özümsememiş ve merkezi sınavın kişiliği ölçemeyen eksikliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkan örneklerden basına yansımış olanlardan sadece bir kaçıdır bu örnekler. Bu nedenle öğretmen atamalarında merkezi sınavın tek başına yeterli olmadığı açıktır fakat merkezi sınavın ön eleme  için de gerekli olduğundan kesinlikle taviz verilmemelidir. Merkezi sınavda öğretmenlik alan bilgisi, genel kültür ve eğitim bilimleri bilgisi  bakımından yeterli donanıma sahip olduğunu ortaya koymuş olan öğretmen adayının teorik bilginin yanında taşıması gereken insani, ahlaki ve mesleki kabiliyetleri açısından sözlü sınava tabi tutulması merkezi sınavın eksik bıraktığı noktaları tamamlayacaktır. Bu nedenle hakkaniyet çerçevesinde gerçekleştirilen sözlü mülakat veya yüz yüze görüşme yöntemlerinin öğretmen seçiminde etkin rolü olduğu da göz ardı edilmemelidir. Günümüzde özel öğretim kurumlarının bir kısmını başarılı kılan özelliklerinden biri de öğretmen alımlarında, alacağı öğretmen adaylarını mülakata tabi tutmaları ve deneme dersinden sonra başarılı kabul etmeleridir. Bir diğer özelliği de adama göre iş değil, işe göre adam seçme ilkesiyle hareket etmeleri, işveren konumundayken hatır ve gönül işinden uzak kalmalarıdır (Tabi ki bu özellikler kurumsallaşmış özel öğretim kurumlarının prensipleridir). Zira özel öğretim kurumu için ana hedef başarı ve başarıyı getirebilecek öğretmeni bulmaktır. Bu nedenle devlet okullarında görev yapacak öğretmenlerin atamalarında merkezi sınavca yeterli görülmüş fakat merkezi sınavın ölçemediği bir takım özellikler bakımından sözlü mülakata girmeye hak kazanmış adayları sözlü sınav yapacak olan  sözlü sınav jürileri her şeyden önce kişilik ve karakter özelliklerini evrensel değerler doğrultusunda oluşturabilmiş, alanında uzman, psikolojik açıdan sağlıklı, siyaset üstü düşünebilen, makam ve mevki peşinde yüksek manevra kabiliyetine sahip olmayan, milli duruşu olan ve öğretmenlik mesleğine aşık, eğitimde başarıya odaklanan uzmanlar tarafından oluşturulmalıdır.

Öğretmen seçme sürecinde yapılmaya bu sene itibariyle başlanan sözlü/mülakat sınavı önümüzdeki yıllarda devam edecek midir? Devam edecekse ne kadar süre devam edecektir gibi sorulara net cevaplar vermek güç. Fakat yapılan resmi açıklamalar devam edeceği yönünde. Devam edilecekse bu sözlü/mülakat sınavı hakkında, bir Anadolu öğretmen lisesi mezunu, eğitim fakültesini milli eğitim bakanlığı bursu ile bitirmiş ve yine öğretmen yetiştirme üzerine lisansüstü eğitimini devam ettirmiş bir eğitimci  olarak aşağıda maddelemeye çalıştığım sorulara cevaplar aranacak olduğunda; mülakat sınavına dair eksiklerin tespit edilmesine ve  tespit edilen eksiklerin en aza indirilmesine katkı sağlayabileceğini düşünmekteyim;

1-Mülakatta, öğretmenlik alan bilgisi ve genel kültür bilgisini ölçmenin yanında öğretmenlik mesleğinin inceliklerini ölçmeye dönük sorular sorulmuş mudur?
2- Mülakatta sorulan birkaç soru ile öğretmenin yeterli donanıma sahip olup/olmadığı ölçülebilir mi?
3- Bu ülkede 1998 yılından itibaren Öğretmen yetiştirme üzerine çalışan hemen her disiplin (Tarih eğitimi, fizik eğitimi, Türkçe eğitimi vb.) bazında akademik çalışmalar yapan akademisyenler yetiştirilmiştir. Bu akademisyenlerden kaç tanesi bu sınavlarda yer almıştır her komisyonda alan eğitimi konusunda uzmanlaşan bu akademisyenlere çağrıda bulunulmuş mudur?
4- Sınav yapılırken hangi değerlendirme ölçeği kullanılmıştır? Adayın hangi özellikleri incelenebilmiştir?
5- Mesela öğretmen adayının bir dersi anlatırken kullandığı öğretim yöntemleri, kullandığı dil, hazırlamış olduğu öğretim materyalleri incelenmiş ve değerlendirilebilmiş midir?
6- Diksiyon, jet ve mimikler hangi ölçek yardımıyla değerlendirilmiştir?
7- Konu hakimiyeti, ders anlatımı sırasında ortaya koyduğu performans nasıl ölçülmüştür?

8-Sözlü Mülakat sınavı için nasıl ve ne kadar sürelik bir hazırlık süreci takip edilmiştir?

9- Öğretmen adayının kişilik özellikleri, meslek ahlakı, psikolojik durumuna dair ölçümler yapılmış mıdır?

10- Her şeyden öte öğretmen adayının bütün bu özellikleri ölçülürken kayıt altına alınmış mıdır bu sözlü sınavlar? Hakimlik savcılık gibi özel ihtisas gerektiren meslekler ne ise öğretmenliğinde bu mesleklerden bir tanesi olduğu unutulmamalıdır. Bir takım kadrolar için kullanılan görüntülü kayıt ortamında sözlü mülakat usulü kullanılmalıdır. Öğretmen atamaları için gerçekleştirilen sözlü sınav bu sorulara yeterli oranda cevap verebiliyorsa başarılı bir mülakat sınavından bahsetmek mümkün olabilir. Eğer cevap verilemiyorsa üzerinde yoğun bir mesai gerektiren sınav hazırlama maratonuna girilmesi, gerekli planlama ve organizasyonun yerine getirilmesi gerekmektedir.

Eğer sözlü sınav öğretmen yeterliliklerini ölçmeye dönük olmamışsa, işin ehline verildiği konusunda ileriye dönük bir takım hak mağdurları ile karşılaşılabilecektir. Yapılan sözlü mülakatta jüri komisyonlarında görev alanlar arasında bireysel usül farklılıklarından doğan eşitsizlikler ortaya çıkmışsa hukuk yoluna başvuran adaylar da olabilecektir. Yine sınav jürisi öğretmen yetiştirme alanında uzmanlaşmış akademisyenler tarafından oluşturulamamış ve sınavlar kayıt altına alınamamışsa eksikler ve bir takım yanlışlıklar yapılmış olabileceği ihtimal dahilinde tutulmalıdır. Nesnel olarak hazırlanmış ölçekler yardımı ile rasyonel ölçümler ve kayıt altına alınmış sözlü sınavlar yapılarak, liyakatli olanın seçilmesi sağlanacak bu sayede  ortaya çıkabilecek mağduriyetlerinde önüne geçilmiş olacaktır.

Öğretmenlik mesleğini seçerek yıllarını eğitime vermiş öğretmen adaylarının bundan sonra gireceği sınavlarında umut ettikleri hayallerine tez zamanda kavuşmalarını temenni ediyor genç meslektaşlarıma başarılar diliyorum.

Bu yazı ile ilgili yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>